SİVEREKLİ ASIL ZADE ''ABDURRAHMAN ODABAŞI''

Yazılarımın bir bölümünü tanıdığım insan kalabilenlere ayıracağı mı belirlemiştim.İşte bu serinin ilk kişisi ''Siverekli Abdurrahman Odabaşı'nın  bendeki hikayesi olacak.Belki Siverek vurgusu dikkatinizi çekmiştir.Niçin  Urfalı değil de Siverek diye.Bununda ayrı bir dokundurması var tabi .Her ne kadar ben onları Urfa'da tanıdıysam da ,özellikle rahmetli mahdumları Mehmet Emin' dostumun runhuna  bir latife göndermek için bu tanımlamayı seçtim.Adet dendir.Her ilin öne çıkan bazı ilçeleri o ilden önce kendi ilçelerini öne çıkarır,işte o meyanda ,tabi bir latife tadında,Emin bey daima Siverekli olmayı daha bir benimserdi.Belki bir zamanlar yazılmaz dı ama şimdilerde artık serbesttir.Rahmetli dostum büyük insan Abdurrahman Odabaşının vurgusu da zazalığı ve dedesine aitti.Bizim toplumda soyluluk ünvanları yoktur biliyorsunuz.Onun için ben ona olmayan bir asalet unvanı bahşediyorum.Bey,beyefendi,gibi sıfatlar onu anlatmak için kifayetsiz kalacaktır,mutlaka.Onu 1980 yılların sonunda tanıdım ,o bir sanayici ben bir bankacı olarak tanıştık.Biraz da Urfa'ya olumlu anlamda ön yargıyla gittim,orada Yaşar Kemal'in romanlarındaki güzel atlara binen güzel insanlara raslamak umuduydu.Ve bir şanslı insan olarak o güzel insanlardan epeycesini tanıdım,yeri geldikçe bunlardan bahsedeceğim,işte Abdurrahman Odabaşı bu ası zadelerden biridir.Kısa sürede dost olduk,aramızda yaş farkı ,dünyaya bakış farkı olmasına rağmen,Harran yolundaki un fabrikasında ,diğer bir dostu ,yine bir başka yabancı olan dostu ,iplik fabrikası müdürüyle üçlü toplantılar yapardık.Fabrikanın geleceği,Mehmet Emin'le olan görüş farklılıklarını konuşurduk.Ne sohbetler ederdik o sıcak yaz günlerinde,Yeni öğrendim Nihat Odabaşı'onun dört gözle fabrikanın başına geçmesini beklediği işletme okumuş oğlu olduğunu.onun iş başına geçince neler yapacağını konuşurduk.Ama nihat'ın o zamanlarda da bu işe istekli olmadığını söylerdi.o da olmamış.O çocuklarının karşı çıkışlarından bile o kadar gurur duyardı ki. Karşıçıkışların onların kişiliklerinin ifadesi olduğu sezer hoşuna da giderdi.Dedesinden çok bahseder,topraklarının reform nedeniyle kamullaştırmaları hiç bir zaman hazmanedemezdi.Onun işin ekonomik yönü değil,ata mülklerinin elinden alınmasını bir türlü aklı almazdı.En kızdığı zamanlarda bile hiç bir zaman küstahlaşmaz,daima takım elbiseli saygılı  bir asilzade tavrı içindeydi. onun bu beyefendiliği kendiliğinden ona saygı uyandırırdı.Gerçekten dostluğunu çıkar ilişkiyle hiç bir zaman  ilişkilendirmez di.O son nesil  .Ben Urfa'dan ayrıldığımda Siverek'teydi telofonla vedalaştık,birde baktım Otogarda son anda Abdurrakman Bey  oradaydı,l30-l50 km khzla geldim yetişmeseydim çok üzülecektim diyordu.İşte dostluğun sembolü bir adam böyleydi..malasef ,tarım dan sanayiye geçiş aşamasının ara insanıydı bunu başaramadı ,toprakla olan aşiret,töre ilişkilerini aşıp sanayici olamadı o 60 yıllık  asıl zadeliği,geçiş ekonomisinin hertürlü entrikalarına uyum sağlayama dı,geçmişi peşini  bırakmadı.O geçiş döneminde Mehmet emin'i de kaybedince kahrından fazla yaşamadığını öğrendim.Yıllar sonra gittiğim o Urfada hayat devam ediyordu.Ama ne Abdurraknman Odabaşı ne Emin Odabaşı vardı nede 'onun bir mabet gibi gördüğü un fabrikası değirmenleri çalışıyordu,,ruhun şad olsun son asıl zade,,,,

Yorum Yaz